Hera İlaç
Hera İlaç

Hera Vizyonuyla

Takviyenin bir adım ötesi

Etkinliği klinik çalışmalarla kanıtlanmış orijinal kombinasyonlar

Hera vizyonuyla oluşturulmuş her bir takviye edici gıdanın içeriğinde orijinal ve etkisi, dünyanın farklı noktalarında yapılmış klinik çalışmalarla ortaya konmuş destekleyiciler yer alır. Bu spesifik etken maddelerin ürün haline getirildiği aşamaların her birinde kaliteden taviz vermediğimiz bir üretim prosesi takip ederiz.

Daha Fazla

Gebelik oranlarındaki artış &
Takviye edici gıdalar

Takviye edici gıdalar vitaminler, mineraller, proteinler, amino asitler, bitkiler, enzimler, lif ve yağ asidi gibi besin öğeleri kullanılarak çeşitli formlarda hazırlanan preparatlardır. İnsan vücudunun temel besin ihtiyaçları çevresel, coğrafi, genetik gibi birçok farklı değişken sebebiyle birbirinden farklılık göstermektedir. Takviye edici gıdalar oluşan bu farklılıkları gideren destekleyici ürünler olarak birçok alanda, çeşitli formlarda kullanılmaktadır.
Takviye edici gıdaları konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli husus doktor tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerekliliğidir. Bilinçsiz kullanılan destekleyici ürünlerin farklı komplikasyonlara sebep olabileceği bugün bilinen bir gerçektir.
Dünyanın farklı birçok noktasında yapılan klinik çalışmalar bazı takviye edici gıdaların gebelik oranlarındaki artışa destek olduğunu ortaya koymuştur. Etkilerini farklı yollarla gerçekleştiren bu destekleyici aparatların kullanım güvenliği de yine bilimsel çalışma ve makalelerle desteklenmiştir. Hera İlaç olarak bu destekleyicileri içeren orijinal ve güçlü formülasyonlarımıza internet sitemiz ve bilgi toplumu hizmetleri üzerinden ulaşabilirsiniz.

  • Hera İlaç
Hera İlaç

İnfertilite Hakkında Sık Sorulan Sorular

Bir çiftin 12 ay boyunca düzenli cinsel ilişkiye girdiği ve korunma yöntemi uygulamadığı halde hamile kalamama durumudur. Daha önce hiç gebelik oluşmamışsa primer (birincil) infertilite; canlı doğumla sonuçlansın ya da sonuçlanmasın en az bir gebelik oluşmuş ise sekonder (ikincil) infertilite olarak tanımlanır.
İnfertil çiftlerin sayısı, günümüzde, stresli yaşam koşulları, doğal olmayan beslenme, sigara alışkanlığı gibi sebeplere bağlı olarak artmıştır. Bugün evlenen her 6 – 7 çiftten birinin çocuğu olmamakta ve tıbbi yardım almak zorunda kalmaktadır.İnfertilite nedenleri arasında kadına ve erkeğe ait sebepler olabilmekle beraber bazen her ikisinde de önemli bir sorun bulunamadığı halde gebelik elde edilemeyebilir.

İnfertilite tedavisi, günümüzde çok kolaylaşmıştır. Eskiden yumurta toplama işlemi laparoskopik (karnın içine küçük bir delik açılarak yapılan cerrahi müdahale) yapılmaktaydı. Hasta bu teknikten çok ağrı duymaktaydı. Ancak bugün, transvajinal geliştirilmiş ultrasonlarla genel anestezi altında veya çok yüzeysel bir anestezi verilerek yapılmakta ve böylece hasta yumurta toplama işlemini takiben 2 saat sonra evine gönderilmektedir. Aynı zamanda gelişen ilaç teknolojisi, ilaçların kullanım kolaylığı, enjeksiyon yerindeki ağrının azlığı ve reaksiyonların minimalliği de bu tedaviyi kolaylaştırmaktadır.

Kısırlık tedavisinde amaç çiftin çocuk sahibi olabilmesi için gereken tahlillerinin yapılarak çocuk olmasını engelleyecek herhangi bir durumun mevcut olup olmadığının tespit edilmesi ve buna göre tedavi uygulanmasıdır.
Genel olarak üç ana faktör üzerinde tahliller yapıldıktan sonra tedaviye başlanır. Bunlar :
• Yumurta ve yumurtlama varlığı: Genel olarak adetleri düzenli olan kadınların yumurtlamalarının var olduğu düşünülür.
• Sperm sayı ve şekillerinin hamilelik oluşturmaya yeterli sayı ve yapıda olması.
• Yumurta ve spermi birleşmesini sağlayacak yollarda herhangi bir bozukluk ve tıkanıklık olmaması.

Araştırmalar infertilite (kısırlık) sorununun çiftler arasında farklı duygusal tepkilere neden olduğu doğrultusundadır. İnfertilite çiftin problemi olduğu halde kadın ve erkek farklı duygusal tepkiler gösterebilirler. Yapılan karşılaştırılmalı çalışmalarda erkeklerde daha az sıklıkta klinik depresyon ve anksiyete (kaygı) olduğu görülmüştür. Kadınlarda daha fazla psikolojik problem ortaya çıkması tıbbi testlere daha fazla maruz kalmaları ve tedavi amacıyla aldıkları hormonların da birtakım psikolojik değişiklikler oluşturmasıyla açıklanmaktadır. Kadın ve erkeklerde başa çıkma mekanizmaları arasında da farklılıklar mevcuttur. Kadınlar duygularını paylaşabilecekleri gruplara katılırken, konuyla ilgili araştırma, daha fazla okuma eğiliminde olurken, erkekler kişisel şeyler hakkında konuşmazlar ve emosyonel (duygusal) sıkıntılarını kendilerine saklarlar. Kadınlar infertiliteyi daha çok kişiselleştirirken kayıp duygusu yaşamakta ve özgüvenlerinde azalma meydana gelmektedir.

Şişmanlığa sebep olan etkenler veya metabolik bir hastalığın varlığı, gebe kalmayı zorlaştırdığı gibi gebelik oluştuktan sonra da gidişatını etkilemektedir.
Stres etkisiyle beyinden salgılanan bazı hormonlar, vücudun tüm sistemlerini etkilediği gibi üreme sistemini de etkilemektedir. Bu şekilde çok yoğun stres altında olan kişilerde adet bozuklukları oluştuğu gibi zaman zaman tamamen adetten kesilme ve dolayısıyla gebelik oluşamama gibi sorunlar da yaşanabilmektedir.
Sigaranın ise, yumurtanın etrafındaki hücreleri etkileyerek kadınlık hormonunun yapımında ve ayrıca yumurtanın olgunlaşmasında negatif etkisi olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Ayrıca erkek sperminin özellikle hareketliliği üzerine negatif etkili olduğu bilinmektedir. Bu şekilde yoğun sigara kullanan kişilerde, sigara kullanmayanlara kıyasla gebelik oluşma şansı daha az, gebelik oluşsa bile erken dönemde düşük yapma sıklığı daha fazla görülmüştür..

Hera vizyonuyla yepyeni ufuklara...